Marmara ve Karadeniz’i de tehdit ediyor

Haziran 14, 2010

Şöyle bir hastalık düşünün ki, felç oluyorsunuz, MS olduğunuzu sanıyorsunuz, bazıları “Romatizmaya yakalanmışsınız” diyor… Bu hastalığı “Hayalet” ya da “Taklitçi” olarak nitelendirenler de var… Ama durum hiç de öyle değil! Yüzlerce kişinin kene ısırmasıyla bulaşan Lyme hastası olduğu, ancak birçoğunun hastalığını bilmediği belirtiliyor.

Yaz mevsiminin gelmesiyle kene vakalarına karşı uzmanlar vatandaşları dikkatli olmaları konusunda uyarıyor. Türkiye’de 22 ilde görülen bu hastalık herkesi tehdit ediyor.

Peki bu Lyme Hastalığı nedir? Bu konuda Ziraat Yüksek Mühendisi Derya Ulaşoğlu’ndan bilgi aldık. Derya Ulaşoğlu Nisan ayında bizzat Connecticut eyaletindeki Lyme kasabasına giderek araştırma yaptı.

Lyme Hastalığı nedir?

Lyme hastalığı ülkemizde Ixodes ricinus cinsi kenelerinin taşıdığı bir bakteri olan ‘ Borrelia burgdorferi ’ bakterisinin neden olduğu bir hastalıktır.

İlk kez nerede fark edildi?

İlk kez 1975 yılına Amerika’nın Connecticut eyaletinde bulunan Lyme kasabasında çocuklarda görülen eklem rahatsızlıklarından şüphelenildi. İlk kez burada fark edildiği için hastalıkta bu kasabanın adını aldı.Şu anda Avrupa ülkelerinde de görülmektedir.

Bu yıl bu kasabayı ziyaret ettiğinizi söylediniz.

Evet, Nisan ayında ziyaret ettim. İlaçlama konusunda 16 günlük eğitim programıma Lyme kasabasını da aldım. Bu kasabaya gittiğimde, Lyme hastalığı konusunda araştırma yapmak istediğimi söylediğim herkes adeta seferber oldu.

Bu kasabada en çok ne dikkatinizi çekti?

Aslında Lyme hastalığı her yerde var. Amerika’da her yıl 20 000 kişi Lyme hastası oluyor. Hastalığın bu kasabanın ismini alması biraz haksızlık gibi geldi; çünkü insanların yaz sezonunda kumsala geldikleri bir tatil beldesi. Ben de çok beğendim.
Yazının devamını oku »


Metabolizmanız neden yavaş?

Haziran 13, 2010

Kilo vermek, dünyanın en zor, almak ise en kolay işiymiş gibi hissetmeye başladıysanız, bu derdinizin sorumlusu yavaş çalışan metabolizmanız olabilir. Metabolizmanızın yavaş çalıştığını düşünüyorsanız, düzensiz ve sık diyet yapmanın ve hareketsiz biryaşam sürmenin bu yavaşlığa yol açan unsurların başında yer aldığını
unutmamanız gerekiyor. Metabolizma hızını yavaşlatan nedenlerden bir tanesi de tiroit fonksiyonlarındaki yavaşlama… Acıbadem Kozyatağı Hastanesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Dr. Özlem Sezgin Meriçliler, metabolizma hızıyla ilgili önerilerde bulunarak konunun önemine dikkat çekiyor.

Diyeti bir başlayıp bir bırakmayın

Diyet yapanlar, düşük kalorili besinler tükettikleri için metabolizmaları yavaşlıyor. Aradaki kaçamaklar ise yavaşlayan metabolizmanın kalori hanesine işlenerek kilo alımına yol açıyor. Diyeti bırakmak, kilo vermeyi engelliyor ve istenmeyen şekilde kilo alımına neden oluyor. Bu nedenle sürekli yeni diyete başlayıp bitirememek, metabolizma hızının yavaşlamasının en önemli nedenleri arasında bulunuyor.
Yazının devamını oku »


Cinselliğe ‘kalp krizi’ engeli

Haziran 13, 2010


Cinselliğe ‘kalp krizi’ engeli
Araştırmayı yapan Dr. Stacy Tessler Lindau, kalp krizi geçirenlerin cinsel birleşme sırasında ölme riskinin “çok düşük” olduğunu belirtti

Amerikan Kalp Vakfı’nın yıllık konferansında sunulan ve bin 700 kişi üzerinde yapılan araştırmada, cinsellikten uzak duranların çoğunlukla doktorlarının bu konuda bilgilendirmediği hastalar olduğu ortaya çıktı.

Uzmanlar, kalp krizi geçirenlerin, bir kaç kat merdiven tırmanmak gibi ölçülü biçimde egzersiz yapabildikten sonra cinselliklerini yaşamaya başlamalarının güvenli olduğuna işaret ediyorlar.

ntvmsnbc


Bitkilerden gelen sağlık

Haziran 3, 2010

Kendinize en uygun diyet programınızı oluşturmanız için birçok diyet seçenekleri uygulayan OTA Güzellik Merkezi; sağlıkla kilo vermek isteyenlere yepyeni bir diyet sistemi öneriyor. OTA’nın uzman doktor, diyetisyen ve fitoterapistleri tarafından geliştirilen FİTO DİYET etkisini bitkilerden alıyor ve kilo verirken sağlığınıza faydalı olacak bitkilerden de yararlanmanızı sağlıyor.

Bitkilerin şifa verici gücü artık hiçbirimiz için yeni değil. Ancak bu gücü doktor ve fitoterapistler kontrolünde kullanırsak hem gerçek anlamda bir bu şifa veren içeriklerden faydalanmış, hem de olası yan etkilerinden korunmuş oluruz. Özellikle zayıflama konusunda denetimsiz ve ölçüsüzce kullanılan bitkisel içerikli yiyecek ve içecekler yarar yerine zarar getirebilir, diyetinizde bitkilerden gelen sağlığa yer vermek istiyorsanız bunu uzman doktorlar kontrolünde ve bilinçli yapın.

OTA Güzellik Merkezi’nin uzman doktor, diyetisyenleri ve fitoterapistleri tarafından geliştirilen Fito Diyet adını Fitoterapi’de alıyor. Fitoterapi, bitkilerin içerdiği kimyasal maddeleri belirli doz ve şekillerde kullanarak hastalıkları önleme ve tedavi etmektir. Şifalı bitkiler ile tedavi anlamına gelen Fitoterapi, farmakolojinin bir dalıdır. İnsanların bitkisel şifa arayışı ilaçların yan etkilerin çokluğu, doğallığın yan etkiden arınmış olduğu düşüncesi, ilaç fiyatları, kronik hastalıklar, gibi pek çok nedene bağlı olarak günümüzde popüler hale geldi. Bu arayışı sağlıklı birçözümle sunmak isteyen Ota Güzellik Merkezi “Fito Diyet”’i geliştirdi. Uzman Doktor Faik Akvardar; geliştirdikleri Fito Diyet hakkında bilgi verdi.

Fito-diyet, bilinen ve uygulanan sağlıklı beslenme kuralları eşliğinde aynı zamanda kişiye özel bitkisel karışımların da kullanıdığı bir diyet programıdır. Kişinin yaşam tarzı, ideal kilosu, kişisel özellikleri, laboratuvar bulguları ve hastalıkları dikkate alınarak hazırlanır.

Fitodiyet, kilo vermek isteyenlerin uygulayacağı bir program olmasının yanı sıra, sağlıklı yaşamak isteyen, kronik hastalığı için fitoterapiden destek almak isteyen kişilerin de başvurabileceği bir programdır. Çocuklukta, büyüme ve gelişme çağında, gebelikte, emzirme döneminde, lohusalıkta, menopozda kısaca hayatın her yaş döneminde nasıl beslenmemiz gerektiğini ve hangi doğal yaklaşımların beslenmemize olumlu katkı sağlayacağını öğreten bir sistemdir.

Fitodiyeti diğer diyetlerden ayıran fark, diyetin bir fitoterapi uzmanı tarafından da destekleniyor olmasıdır. Kişinin bir hastalığı ya da desteklenmesi gereken özel bir durumu (menapoz, ergenlik vs.) varsa doktor kontrolünde olmak kaydıyla, fitoterapi uzmanı tarafından hastalığına uygun olacak şekilde şifalı bitkiler diyete eklenir. Fitodiyetin diğer bitkilerle yapılan tedavilerden farkı kesinlikle kişiye özel olması ve doktor, diyetisyen fitoterapi uzmanı tarafından uygulanıyor olmasıdır. Son olarak unutulmamalıdır ki , fitodiyet, alışılmış diyet listelerinin dışında farklı tatlarla zenginleştirilmiş, dinamik, heyecanlı ve aktif bir diyettir.


Kansızlığa patlıcan iyi geliyor

Haziran 3, 2010


Patlıcan kansızlığa çare oluyor
Hem kolestrol seviyesini düşürüyor hem de kansızlığa çare oluyor…

Kolesterol seviyesini düşüren patlıcan ayrıca, kansızlık problemine de çare oluyor.
A, B ve C vitaminleri açısından son derece zengin bir sebze olan patlıcan, damar tıkanıklığına geçit vermiyor.
Kolesterol seviyesini düşüren patlıcan ayrıca, kansızlık problemine de çare oluyor.


Şifa kaynagı dere otu

Haziran 3, 2010


Salata, çorba, sos, balık ve et yemeklerinde kullanılan dereotunun tam bir şifa kaynağı olduğu ortaya çıktı.

Yrd. Doç. Dr. Atnan Uğur, gaz söktürücü, yatıştırıcı ve hazmettirici özellikleri bulunan dereotunun nefes açmak ve kötü ağız kokulardan arınmak için yarım ya da bir çay kaşığı tohumunun çiğnenmesinin yeterli olacağını belirtti. Dereotunun mide krampları ve spazmlarında da oldukça etkili olduğu dile getiren Yrd. Doç. Dr. Atnan Uğur, tohumlarının kusma, hıçkırık ve karın şişmesi gibi rahatsızlıklara da iyi geldiğini kaydetti.

Dereotu tohumunun bal ile şerbet yapılarak içilirse kusmayı kolaylaştıracağını dile getiren Yrd. Doç. Uğur, “Tohumlarından yapılan çay, bağırsak yanmaları, karın ağrıları ve idrar yapamama gibi durumlarda fayda sağlamaktadır. Dereotu çayı yapmak için, ezilmiş 2 çay kaşığı dereotu tohumunu, kaynamakta olan suya atarak 2-3 dakika kaynatılması yeterlidir. On dakika kadar çayın demlenmesi beklendikten sonra, her yudumda nefesin açıldığı hissedilecektir. Çocuklara, gaz ve sancı durumlarında, seyreltilmiş çaydan daha az miktarlarda verilebilir” dedi.

ANNE SÜTÜNÜ ARTIRIYOR

Dereotunun aynı zamanda sindirime yardımcı ve idrar söktürücü özelliğinin de bulunduğunu belirten Uğur “Düzenli tüketilmesi durumunda, emzikli kadınların sütünü arttırma gibi özellikleri ile de halk reçetelerine girmiştir. Çürüme, ezilme, sancı, öksürük, uykusuzluk, sarılık, iskorbüt, ağrılı yerler, karaciğer, safra ve bağırsak problemleri, böcek sokmaları gibi rahatsızlıklarda kullanılmaktadır.

KOLESTEROLÜ AZALTIYOR

Tohumları, sindirim sisteminde ishale neden olan birçok bakteriye karşı vücudu koruyor. Lapası rahimdeki enfeksiyonları temizliyor. Hayvanlar üzerindeki denemelerde, damarlarda genişlemeyi arttırdığı ve kan basıncını düşürdüğü, solunumu teşvik ettiği ve kalp atış hızını azalttığı belirlenmiştir. Yine fareler üzerinde yapılan denemelerde, dereotu yapraklarından çıkarılan coumarin (vanilyaya benzeyen koku) 14 günlük kürü ile farelerin kan serumunda trigliserit seviyesinde yüzde 50, toplam kolesterol seviyesinde ise yüzde 20 azalma belirlenmiştir”


Sağlıklı bir cilt için yapması gerekenler

Haziran 3, 2010


İnsan cildinin bir çok düşmanı olduğunu belirten uzmanlar, sağlıklı bir cilde sahip olmanın kurallarını açıkladı. Uzmanlar, cilde zarar veren öğeleri

Yetersiz uykunun, çok sıcak suyla yıkanmanın ve yanlış beslenmenin cildin başlıca düşmanları olduğunu söyleyen uzmanlar, sağlıklı ve güzel bir cilde sahip olmak için şunları önerdi:

Sigara ve içki içmeyin: İkisi de vücudunuzu zehirler ve geriye pörsümüş sarkık bir cilt bırakır. Sigara ayrıca ağız kenarındaki çizgilerin derinleşmesini hızlandırır.

Uykunuza dikkat edin: Geç yatılmış bir gecenin izleri hemen grileşmiş yorgun görünümlü bir ciltle kendini ele verir. Eğer yeterli derecede uyuyamıyorsanız, bunu uyandığınızda kan dolaşımını sağlayacak hareketler ve yüzünüze soğuk su çarparak telafi etmeye çalışın. Uykusuzluğun yol açtığı çizgileri kapatmak için hafif bir nemlendirici sürün.

Çok sıcak suyla yıkanmayın: Yıkanırken suyun kaynar derecede sıcak olmaması için önlem alın. Aşırı sıcak, cildi kurutur ve dokuları zedeler.

Sağlıksız beslenmeyin: Sağlıksız besleniyorsanız deriyi koruyucu yaşamsal maddeleri alamıyorsunuz demektir. Ayrıca ultraviyole ışınlarından da uzak durun.

Makyajınızı temizlemeden yatmayın: Gözenekleri tıkayarak toksinlerin cilt yüzeyine çıkıp atılmasını önler. Göz makyajı silinmediği takdirde bir göz iltihabına neden olabilir.

Sivilcelerle oynamayın: Deri dokularına zarar verir. Ayrıca enfeksiyonun çevreye yayılmasına neden olarak sorunu büyütür. Sivilcelerle hiçbir zaman oynamayın. Enfeksiyonlu bölgeye antiseptik merhem sürün.

Cildinize nazik davranın: Yüzünüzdeki ölü deriyi temizlemek için satılan bazı toz ya da kremler deriniz için fazla kaba gelebilir. Cilt tipiniz ne olursa olsun yüzünüze daima nazik davranın.

Kaynak:Haber pro


Kalıcı makyaj (Mikropigmentasyon)

Haziran 3, 2010


Kalıcı makyajın tıbbi adı mikropigmantasyondur. İşlem dövmede yapılan işlemin benzeridir. Bu yöntemle göz kenarları, kaş, dudak çizgisi ve dudak boyanabilir.

Eğer uygun kişiler tarafından uygulanırsa doğal ve etkili bir yöntemidir.

Kalıcı makyajın avantajları nelerdir?
Kalıcı makyaj özellikle makyaj yapmak için zamanı olmayan, fakat güzel görünmek isteyen kadınlar için ideal bir yöntemdir. Bu kişiler gün sonunda bile makyajı yeni tazelenmiş gibi görünürler.

Kalıcı makyajın dezavantajları nelerdir?
En önemli dezavantajı bu yöntemin kalıcı olmasıdır. Eğer bu işlemi yaptırmak konusunda emin değilseniz, yaptırmamanız daha doğru olur. Ayrıca işlem deneyimsiz kişiler tarafından yapıldığında büyük risk taşır. Bir takım hastalıklar (aids, hepatit vs.) bulaşması söz konusu olabilir.

Kalıcı makyaj nasıl uygulanır?
Aslında kalıcı makyaj sağlık kuruluşlarında veya güzellik merkezlerinde doktor kontrolünde, hemşire veya bu konuda eğitimli teknisyenler tarafından yapılmalıdır. İşlem sırasında kalıcı bir takım boya maddeleri deriye enjekte edilir. İşlem yarım saatten 2 saate kadar uzayabilir. Tedavi öncesi yapılan lokal anestezi işlemin daha ağrısız yapılmasını sağlar. Bir kaç gün uygulama bölgesinde şişlik olabilir, bu nedenle işlemin cumartesi yapılması uygun olur.

Kalıcı makyajın riskleri nelerdir?
En büyük risk bu işlemin eğitim almamış kişiler tarafından uygulanmasıdır. Eğitimsiz bir kişi tarafından başka bir kişiye uygulanan iğne ile yapılan işlem, enfeksiyon bulaşmasına neden olabilir. Boya maddeleri tıbbi olarak uygun maddeler değildir ve de deriyi tahriş edebilirler. Ayrıca yalnış yapılan bir uygulamanın geri dönüşü de zordur. Örneğin göze uygulama yapmak zordur ve gözlerde ve kaşta bir hata yapıldığında bu hatanınlaser ile düzeltilmesi durumunda bu bölgedeki kıllar da ortadan kalkabilir ve bu da istenmeyen bir durumdur. Yanaklara yapılan kalıcı makyaj genellikle profesyonel olmayan kişilerce yapılmakta ve doğal bir görünüm oluşmamaktadır. Doğal yanak rengi mevsimden mevsime, günden güne değişebilmektedir. Yanaklara yapılan kalıcı makyaj ise değişim göstermeyeceğinden doğal bir görüntü oluşturmaz ve de bu makyajlaser ile tedavi edilmeye çalışında siyahlaşabilir.


Gençleşmek için balık yiyin

Mayıs 28, 2010

Özellikle somon, içeriğindeki Omega-3 sayesinde kırışık ve alerji oluşumuna meydan okuyor.

Haftada iki ya da üç kez balık yemenin, düzenli olarak anti-aging krem kullanmakla eşdeğerde olduğu açıklandı.

Özellikle somon, içeriğindeki Omega-3 sayesinde kırışık ve alerji oluşumuna meydan okuyor.


Menopoz sonrası yoğurt yiyin

Mayıs 28, 2010

Menopozda östrojen düzeyindeki azalma ile birçok belirtinin yanısıra kemik kaybı artar. Dolayısıyla bu dönmede kalsiyuma olan gereksinim artar. Östrojen düzeyindeki değişimin yanı sıra idrarda kalsiyum atımındaki artış bağırsaklarda kalsiyumun etkin olarak emilmesindeki azalma ve diyet ile yeterli kalsiyumun alınmaması kemik kaybının nedenleri arasındadır.

Araştırmaların sonuçları değerlendirildiğinde, menapoz dönemi ve sonrasında besin gereksinmesinin genç kadınlardan farklı olduğu belirlenmiş.

Osteoporozun önlenmesinde temel faktör olan kalsiyum mineralinin ana kaynağı olan süt yoğurt grubundan 3-4 porsiyon tüketilmelidir. 1 porsiyon süt grubu = 1 su bardağı az yağlı yoğurt veya süt veya 2 bardak ayran veya 2 karper kadar az yağlı peynir ile yer değiştirilebilir.


Follow

Get every new post delivered to your Inbox.